8 Mart 2014 Cumartesi

Tauer - L'Air du Désert Marocain

Btw, imo, afaik, asap, lol, rotfl… Kısaltma kullanımı, resmi olmayan yazışma dilinde pratiklik sağlayan bir hadise. Bizde de kültürel farklılıkların yansımasıyla, sçs, aeo ve kib gibi kısaltmalar mesajlaşma dilinde oldukça yaygınlaşmış durumda. Haliyle telaffuzu bile zor Fransızca kökenli uzun parfüm isimleri de kısaltmalarla kullanılmakta. Parfüm forumlarında LiDGE, SDV veya APLS gibi kısaltmalarına sıklıkla rastlanıyor. Peki, en popüler olanı hangisi? Hiç şüphe yok ki, LDDM.


Andy Tauer İşviçreli bir kimyacı ve alaylı bir parfümör. Şarkı şöylerken oyunculuğa merak saran ünlü misali çok yönlü bir insan. Andy’nin kendi adını verdiği Tauer, pazardaki en çok ilgi gören parfüm evlerinden biri olmasına rağmen, Andy halen parfümlerini evinde yapıp şişeleyen, bir de kutunun içine imzalı bir kart koyan mütevazi bir adam. Peki Fransa ve İtalya ev tipi parfümörden geçilmezken bu İsviçreli adamı farklı kılan nedir? İlk neden Andy’nin alçakgönüllülüğü! Ününe rağmen en rahat ulaşılabilecek adamlardan biri Andy Tauer. 2006 yılından beri düzenli olarak blog da yazan Andy’nin muhtemelen geri çevirdiği röportaj teklifi ya da cevaplamadığı mail yoktur. Marka kişiliği ve sadakat ile ilgili yapılan akademik çalışmalarnın da desteklediği gibi, tüketici kendine yakın bulduğu markaya sadık olur. İkinci neden ise L'Air du Désert Marocain...

L'Air du Désert Marocain, Andy’nin 2005 yılında tasarladığı ikinci parfümü. Aynı zamanda niş parfüm dünyasında en çok ses getiren ve tartışma yaratan kompozisyonlardan biri. Bu hobiye ilgi duymaya başlayan birinin karşısına LDDM kısaltması o kadar çok çıkar ki, parfümü koklayana kadar kendini eksik hisseder! Benim hikâyem mi? Elime numunesi geçtikten sonra uzun zaman parfümün peşinde koştum ve sahip oldum. Sattım ve yeniden satın aldım... LDDM, karmakarışık duygular beslediğim uzatmalı sevgili misali, ne onunla ne de onsuz yapabildiğim bir parfüm.

L'Air du Désert Marocain; doğu kültüründen etkilenmiş, baharatlı ve oryantal bir parfüm. İsmi “Fas Çölü’nün Havası” anlamına geliyor. Kişniş ve kimyonla etkileyici bir açılış yapıyor LDDM. Wow faktör hadisesini sonuna kadar barındıran, etkileyici bir açılış. Yerinde bir tatlılıkla desteklenmiş baharatlar hissediliyor uzunca bir süre. Andy Fas gezisi sırasında etkilendiği baharatları almış, LDDM’nin içine koymuş... Öyle güzel ve doğal hammaddeler kullanmış ki parfümde, resmen kimyacı olmasının avantajıyla, farklı bir teknikle hapsetmiş esansları. Oryantal parfüm dedim ya, dans ettirmiş notalara!


Baharatların egemenliği sürerken parfümün asıl karakterini oluşturan amber hissediliyor. Tom Ford Amber - Absoulute ya da Histoires de Parfums - Ambre 114’te bahsettiğim referans amber kullanımından uzak, tatlı ve köşeleri olmayan bir amber kullanımı söz konusu. Bu noktada farklı amber kullanımı ve baharatlar LDDM’ye bir tütsüye benzer bir hava kazandırıyor. Hatta yıllar önce parfümü ilk denediğimde yaptığım sınıflandırma da LDDM’nin bir tütsü parfümü olduğu yönünde idi.

L'Air du Désert Marocain’in orta notalardan sonra fazla değişim göstermeyen bir yapısı var. Yoğun ve farklı tarzının da etkisiyle, günlük kullanıma uygun bir parfüm değil. Baharatlar da geriye çekilmeye başladığında kadifemsi bir amber parfümüne dönüşüyor LDDM. Özelliksiz bulduğum sonları yüzünden elden çıkarıp, bayıldığım başlangıcı için tekrar aldığım ilginç bir kompozisyon LDDM. 

Amouage ve Tom Ford Private Blend arasında gidip gelen yoğun bir yapısı var L'Air du Désert Marocain’in. Amouage tarzında doğu esintili ancak onlar kadar kompleks değil, TF Private Blend’ler kadar yoğun ama onlar kadar tekdüze de değil…  Andy LDDM’yi uniseks olarak pazarlıyor ancak bana göre erkek kullanımına daha uygun bir parfüm. Elbette ki tütsü ve amber kokularıyla arası iyi olan kadınlar da kendilerine yakın bulabilir. 

L'Air du Désert Marocain’in kalıcılığı çok iyiyken fark edilirliği ortalamanın biraz üzeri diyebilirim. Yoğun yapısından dolayı atom bombası misali bir koku gibi dursa da, Andy ustalıkla şekillendirmiş parfümün aurasını. Harmanını da o kadar kaliteli yapmış ki, kendisi için sakladığı zuladan çıkardığı malzemeleri kullanmış. Sevgisini katmış…


Fırında pişen ballı ve şerbetleri et yemekleri, gurmeler için son derece özel tatlar olabilir. Benim için pek bir anlam ifade etmiyor… L'Air du Désert Marocain de sıradan bir parfüm kullanıcısı için “eh güzelmiş” denilebilecek bir parfümün ötesinde değil. Parfüm hobisine derinlemesine dalmış meraklılar için ise sürekli kullanılmasa bile koklanmak için elde tutulabilecek özgün bir parfüm.

4 Mart 2014 Salı

L`Artisan Parfumeur - Bois Farine

- Burası bir şey kokuyor… Yiyecek bir şey…
- Parfümüm olabilir mi?
- Yok canım parfüm böyle mi kokar?

Gourmand parfümleri kullandığımda benzer diyalogları sık sık yaşıyorum. Alışılageldik parfümlerden farklı, tatlı gibi koktukları için, genellikle kokunun birinden gelmediği düşünülüyor. Alıştıracağız elbet… Yoksa niye yazıp çiziyoruz bu kadar?

L`Artisan Parfumeur 1970’li yıllarda kurulmuş, bilinen en eski niş parfüm evlerinden biri. Taviz vermeyen tarzları ve kalite anlayışları ile en sevdiğim markalar arasında yer alıyor. Serinin büyük çoğunluğu yoğun ve kalıcı parfüm trendinden uzak bir çizgide olduğu için, son yıllarda eski konumunu korumakta zorlansa da, benim için ne yapsa denenecek listesinde olan bir marka L`Artisan Parfumeur.


L`Artisan şu ana kadar Olivia Giacobetti, Jean-Claude Ellena, Michel Almairac ve Bertrand Duchaufour gibi parfüm dünyasına yön veren isimlerle çalışmış Fransa kökenli bir parfüm evi. Özellikle Olivia’nın marka için yaptığı parfümler eşi benzeri olmayan, halen taklit edilmeye çalışılan özgün kompozisyonlar. Her ne kadar parfümlerinin büyük bir kısmı kalıcılık kriterlerimin altında kalsa da, serinin beğenmediğim kokusu yok desem yeridir.

Hermès’in baş tasarımcısı Jean-Claude Ellena’nın elinden çıkan şu ana kadar en beğendiğim parfüm Bois Farine. Ortamlarda pek adı geçmese de zamanının ötesinde, özgün bir yapıt. Yine serbest takılmış Jean-Claude…

Bois Farine’in açılışı pek tarif edilecek gibi değil. Iris ve odunsu notalar hissediliyor. Ya da boşverin… Yer fıstığı kokuyor! Bois Farine net olarak kabuklu yer fıstığı kokusu. 


Küçükken sarı ve mavi renkler karıştığında yeşil rengin elde edilmesini uzun süre anlayamamış ve kabullenememiştim. Jean-Claude Ellena’nın da sandal ağacı, iris ve odunsuları karıştırıp nasıl yer fıstığı kokusu elde ettiğini anlayabilmiş değilim. Bu adam var ya dalga geçiyor resmen!

Niş parfüm hadisesine biraz dalınca; özgün, dolayısıyla ilginç işlerin peşine düşüyor insan. Bu noktada Bois Farine; koku haznesini (ben uydurdum) genişleten, dâhilik ve delilik arasında gidip gelen bir sanat eseri. Ambre Narguile ile elmalı pasta kokusu yapan adam bu sefer kalkmış yer fıstığı kokusu yapmış… Jean-Claude Ellena benim için Hermès - Terre d’Hermès, Cartier - Declaration ya da Frédéric Malle - Bigarade Concentree falan değil. Bana göre Jean-Claude Ellena = Bois Farine.

Parfümün başı, sonu ve ortası yer fıstığı. Her iki cinsiyet de rahatlıkla kullanabilir. İlla bilindik notalarla tanımlamak gerekiyorsa, kremsi bir sandal ağacı parfümü Bois Farine. Eau de Peanut… Mutlu ediyor kokusu. Daha ne olsun? Fıstık gibi parfüm!

Bois Farine benzerine rastlanabilecek bir parfüm değil. Hatta belli bir kesim için parfüm bile değil... Designer tafyada yakınından geçen koku yok. Niş tayfada ise Parfumerie Generale - Praline de Santal, Bois Farine’i andırıyor. Praline de Santal için, Bois Farine’in fındıklı hali denebilir. Sandal ağacı kullanımları oldukça benzer.

Sıkayım da karşı cinsi etkilesin tayfasından değil Bois Farine. Parfümü kendi doyumu için kullanan birinin imza kokusu olabilecek nitelikte, bencil insan parfümü... Zaten pek de koktuğu söylenemez. Performans almak isteniyorsa oldukça yoğun sıkılmalı ve gün içinde tazelenmeli. Umurumda değil… Keyif parfümü yapmış L`Artisan Parfumeur. Çikolatasız Snickers yapmış!

2 Mart 2014 Pazar

Histoires de Parfums - Ambre 114

Şefler arasında bir yarışma düzlendiğini ve bilinen bir sebzeyi kullanarak yemek yapmalarının istendiğini düşünün… Ana malzemenin yanına başka malzemeler de koyabilecekleri söylenmiş olsun. İçlerinden birkaçı, aşina olduğu diğer malzemelerin daha yoğun olarak hissedildiği yemekler yaparken, bazıları da ana malzemesi bilinen bir sebze olduğu için oldukça sıradan bir yemek yapacaktır. En yeteneklileri ise, sebzenin tadının net olarak alındığı ama son derece lezzetli, referans yemek diye tarifi verilecek işlere imza atacaktır.

Zengin harmanların yanı sıra tek nota ağırlıklı parfümler de yıllardır parfüm severlerin beğenisine sunulmakta. Iris, vanilya, sümbülteber, yasemin, paçuli, sandal ağacı, gül, vetiver, turunçgiller ve amber birçok markanın tema parfümü tasarladığı bilindik notalar. Tema parfümler, kimi zaman pazardaki onlarca rakibi arasında silinip giderken, kimi zaman referans olarak gösterilen, beğenilmese bile takdir edilen bir mertebeye ulaşıyor. Histoires de Parfums Ambre 114 de bilinen bir nota üzerine kurulu, referans kabul edilebilecek başarılı bir parfüm.


Histoires de Parfums’ın baş parfümörü Gérald Ghislain, Ambre 114’ü Magali Senequier ile beraber tasarlıyor. Magali, Gérald’ın yan projeleri olan cupcake temalı Alice & Peter ve havaalanı pazarını hedef alan The Scent of Departure markalarında da yardımcı parfümör olarak yer almakta. Parfümün ismindeki 114 rakamı ise, bileşiminde bulunan 114 elementi ifade ediyor.

Baharatlı, yoğun bir açılışı var Ambre 114’ün. Kimyon ve muskat kendini belli ediyor. Açılışı koklatılıp da Amouage’ın yeni parfümü olarak lanse edilse, yadırgayan çıkmayacaktır… Kendini standart parfüm kalıplarıyla sınırlandırmış birçok kişinin ağır bulacağı açılışın ardından, parfümün karakterini oluşturan amber hissediliyor. Baharatlar da orta notalara kadar uzun bir süre ambere eşlik ediyor.

Gérald Ghislain’in orta notalarda destekleyici olarak kullandığı paçuliyi zekice buluyorum. 1740 yazımda da bahsettiğim gibi, parfümleri oldukça kışkırtıcı hale getirmekte. Yardımcı oyuncu olan vanilya da bu fazda harmana dâhil oluyor ve Ambre 114, ayarı tutturulmuş bir amber - vanilya parfümü haline dönüşüyor. 
Her ne kadar Ambre 114’in bileşiminde 114 element kullanıldığı iddia edilse de parfümün lineer yapıda ilerleyen karakteristik bir amber - vanilya yorumu olduğunu söylemek mümkün. Bu bağlamda günlük kullanımda yoğunluğu ile kullanıcısını sıkabilecek bir parfüm. Sonlara doğru belli belirsiz algılanan tonka fasülyesi ve musk da element sayısını 114’e tamamlamak için biz de buradayız diyor. 

Ambre 114’te çok sevdiğim, kaliteli bir vanilya kullanımı var. Tatlılığıyla gourmand tarafa göz kırpan bir parfüm. Ne piyasadaki çoğu amber parfümü gibi boğucu ne de tatlı tayfanın birçoğu kadar bayık buluyorum Ambre 114’ü. Köşeleri olmayan, oldukça dengeli bir tasarım. 

Ambre 114, amber meraklıları tarafından oldukça sevilen bir parfüm. Benim de Neil Morris - Burnt Amber, Tom Ford - Amber Absolute ve Amouage - Opus 6 ile birlikte en beğendiğim amber yorumlarından biri. Kalıcılığı da birçok amber kokusu gibi son derece başarılı. Satıcıların dilinden düşürmediği “Alt notalarda kalıcılığı arttırmak için amber kullanılmış” ifadesi de buradan geliyor.


Ambre 114, hem kadına hem de erkeğe yakışan başarılı bir kompozisyon. Yoğun olmasına rağmen konforlu bir parfüme imza atmış Gérald Ghislain. Oldukça fark edilir yapısıyla bolca iltifat toplayan Ambre 114, soğuk havalarla iyi anlaşan, insanın içini ısıtan tayfaya mensup bir parfüm. Hatta parfüm olmasaymış kazak ya da battaniye bile olabilirmiş…

1 Mart 2014 Cumartesi

Histoires de Parfums - 1740 Marquis de Sade

Sanat, kişinin içinden geldiği gibi ve sadece hayal gücüyle sınırlı yapıldığında ölümsüzdür. Marquis de Sade, hayal gücünü korkusuzca kaleme yansıtan, sapkın düşüncelere sahip olmakla suçlanıp üzerine bir de hapis yapan ünlü bir edebiyatçı. Peki, yazılarında kaleme aldığı olaylardan hareketle sadizm kavramına isim babalığı yapmış bir yazardan esinlenen parfümden ne beklenmeli?
Histoires de Parfums, tarihe damgasını vurmuş önemli olaylar ve kişilerden ilham alan Fransız bir niş parfüm evi. Parfüm isimleri çoğunlukla yıl ve kişi adlarından oluşuyor. Koku karakterleri düşünüldüğünde, parfümlere verilen isimler oldukça uyumlu. Öyle ki Histoires de Parfums, musk ve oud temalı bir parfüm yapıp da 1809 - Edgar Allan Poe isimliyle piyasaya sürse, markayı tanıyan kimseyi şaşırtmayacaktır.

Histoires de Parfums, ne yapsa güvenirim dediğim bir parfüm evi değil. Baş parfümör Gérald Ghislain, son derece özgün tasarımlar yapabildiği gibi, zaman zaman da sıradan işlere imza atmakta. Ya, 1740? Sapkınlık ve cesaret sıradan olgular olmadığına göre, parfüm de denemeye değer!

1740, Histoires de Parfums’ın başyapıtı olarak gösterilen parfümü. Aynı anda hem eskiyi çağrıştıran hem de modern bir parfüm. Pornografik ve sapkın hikâyeleriyle edebiyat tarihine damga vurmuş Marquis de Sade’den ilham alan cesur ve zor bir tasarım.


Ölmez otu ve deriyle açılıyor 1740. Wow faktörün geçerli olduğu, etkileyici bir açılış. Parfümün zorlayıcı olan kısmı da deriden ziyade ölmez otu adı verilen bu bitki... Son derece karakteristik bir kokusu olduğu için bazı kullanıcılara yoğun gelmekte.

Karanlık ve etkileyici bir yapısı var 1740’ın. Her zaman kullanmaya cesaret edemesem de takdir ettiğim bir parfüm. Orta yaşlı bir iş adamını ya da yurtdışında öğrenim görmüş iddialı bir kadını tasvir ediyor. Alışkanlıklarına bağlı, ancak modern dünyaya ayak uydurmuş bir yetişkin!

Ortalarda paçuli ve laden reçinesi yoğun olarak hissediliyor. Paçulinin destekleyici olarak kullanılması, beni cezbetmek için yeterli bir hadise. Parfümün kışkırtıcı aurası da bu noktadan sonra hissedilmeye başlıyor. Her ne kadar parfümde yaş kategorizasyonundan hoşlanmasam da, 1740'ın özellikle orta yaş grubunu son derece etkileyen bir parfüm olduğunu söylemem gerekir.

Karakteri oturmaya başladıktan sonra kendini iyiden iyiye hissettiren dumanlı bir hissiyatı var parfümün. Amouage - Memoir Man’de bahsettiğim gibi, ne aradığını bilen, görmüş geçirmiş bir parfüm 1740. İşyerine gelince, bekleyen işlere aldırmadan keyif purosunu yakan, keyfine düşkün biri…


Sonlara doğru belli belirsiz tatlılık hissediliyor 1740’ın harmanında. Uzun ve keyifli bir yemeğin ardından yenen tatlı misali, hafif bir lezzet… Peki ya yemekten sonra? Gérald Ghislain bir şeyler anlatmak istiyor. Marquis de Sade’in anlattıklarına benzer bir şeyler! 

1740’ın harmanında başlarda yer alıp da sonrasında hissedilmeyen bir notaya rastlamak pek mümkün değil. Birbiri ardına başlayan ve hepsi aynı anda sonuçlanan alt projelerden oluşan bir Gantt Şeması çizmiş Gérald. Asıl projeyi de oldukça uzun tutmuş. Saatlerce kalıyor ve yoğun bir şekilde fark ediliyor.

Parfümün karakteri floral deri olarak tanımlanabilir. Her ne kadar 1740’ın tam olarak benzerine rastlamasam da; Chanel - Cuir de Russie, Pascal Morabito- Or Black, Guerlain - Derby,  Knize - Ten, Caron - Tabac Blond ve Robert Piguet - Bandit tarzı parfümleri sevenler HdP - 1740’ı da es geçmemeli.

HdP 1740, her ne kadar erkek parfümü olarak pazarlansa da kadın kullanımına da uygun, cesur bir tasarım. Farklı olmayan seven parfüm kullanıcıları için uygun bir parfüm. Özel günlerde ya da gecelerde, şık bir kıyafeti başarıyla tamamlayacaktır.
© Gurme Kokular - Niş Parfüm Yorumları / Röportajlar / İzlenimler
Maira Gall