16 Ağustos 2017 Çarşamba

Hermès - Muguet Porcelaine

Haber bültenlerinden yola çıkarak ülkemizdeki “emeklilik” kavramı, standartları düşürüp ölüme bir adım daha yaklaşmayla ilişkilendirilebilir. Oysa evrensel olarak emeklilik, neredeyse Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi’ndeki üst basamağa ulaşıp kendini gerçekleştirmeyle eşdeğer. Ekmek bulamazsa pasta yiyen ortalama bir emeklinin henüz elinden alınmayan ikramiyesinin kaç niş parfüm ettiğini hesaplayaduralım, bu âlemin en büyük ismi Jean-Claude Ellena, Hermès bünyesinden emekli olmuş “Côte d'Azur” u seyir eylemekte… 


Hermessence, ünlü marka Hermès’in kendi butiklerinde ve seçili satış noktalarında niş pazarlanan serisine verilen isim. Tamamı Eau de Toillette konsantrasyonunda transparan kokulardan oluşan koleksiyon, usta parfümör Jean-Claude Ellena’nın tuvali niteliğinde; düşüncelerinin dışavurumunu anlatıyor. Ambre Narguilé, Vetiver Tonka ve Poivre Samarcande gibi her biri markalara ilham kaynağı olmuş parfümlerin yer aldığı serinin son parfümü Muguet Porcelaine, aynı zamanda Jean-Claude Ellena’nın da jübile eseri olma özelliğini taşıyor.

Yeşillikler arasında net olarak algılanan armutla açılıyor Muguet Porcelaine. Yine transparan, yine minimalist bir iş çıkmış ustanın elinden. Enerji veren açılışıyla, detoks suyu kıvamında kokladıkça yeniliyor insanı.


Yeşilliklerin geri plana çekilmesinin ardından tenden ayrılana kadar müge ve armut ekseninde dönen Muguet Porcelaine, zaman zaman kavun - salatalık ikilisine yakınsayabiliyor. Benim için asıl kafa karışıklığı da burada başlıyor. Hem minimalist hem de karmaşık(!) bir tasarımla karşılaşmak, devreleri ağır ateşte kızartıyor. Tıpkı 70’lerde yazılan bir Pink Floyd şarkısını anlamaya çalışmak gibi…


Parfüm tasarımında müge, zorlayıcı bir çiçek. Bunun ilk nedeni birçok denemenin plastiğimsi bir hal alması, diğer nedeni de Diorissimo gibi şahane bir referansın olması. Çiçek kokularına aşina olanların yeni bir müge parfümü ile karşılaştıklarında verdikleri ilk tepki “aa Diorissimo bu” ya da “plastik kokuyor “ şeklinde geliştiği için müge, çalışılması cesaret isteyen bir konuma geliyor. Muguet Porcelaine, Diorissimo’ya benzemiyor ancak plastik hissiyat zaman zaman algılanıyor. Sentetikleri kullanmadaki başarısıyla ünlenen Ellena’nın bir bildiği vardır elbet diye düşünüyorum. Belki de giderek karmaşık bir hal alan dünyadaki “gerçek” kavramını sorgulatıyordur bizlere!

Hermessence serisinin son parfümü, feminen tarafa yakın olan, zaman ve mekân seçmeyen bir tasarım. Parfüm, usta parfümörün diğer tüm çiçek yorumları gibi transparan ilerliyor. İlk sıkıldığı anlarda da oldukça fazla iltifat toplayan Muguet Porcelaine’in kalıcılık ve fark edilirlik değerleri ise ortalamanın altında seyrettiği için birkaç saatte tazelemek gerekiyor.

 Jean-Claude Ellena

Jean-Claude Ellena’nın “basit olan en iyidir” söyleminin karşılığı niteliğindeki tasarımlarını denedikçe, usta parfümörün minimalist tarzını kabullendim. Yine de hiçbir zaman Brin de Réglisse,  Voyage d`Hermes veya Vanille Galante tarzındaki kompozisyonlarını anlayamadım. Sanırım tam olarak anlayamadığım tayfaya Muguet Porcelaine’i de dâhil edebilirim. Ustanın jübile eserini daha rahat konumlandırabilmem için ilk önce parfümün müge – armut mu yoksa kavun – salatalık ikilisi mi olduğuna karar vermem gerekiyor. Sonrasında Muguet Porcelaine'in bir başka başyapıt mı yoksa verilen ticari sözü yerine getirmek için öylesine tasarlanan bir parfüm mü olduğuna karar verebilirim.

22 Mayıs 2017 Pazartesi

Nishane - Hacivat

Yeni ürünün pazarlanmasındaki kilit noktalardan biri “üstün olan yanların ortaya çıkarılması” dır. Başarıya ulaşan marka veya ürünler incelendiğinde; alanlarında öncü oldukları, tüketiciye sağladıkları asıl faydayı maksimize ettikleri, müşteri ile duygusal bir bağ kurdukları ya da kökenlerinden gelen mirası iyi kullandıkları görülür. Özellikle üretilen ürünün büyük değişiklikler gösteremeyeceği sektörlerde, müşteri ile kurulan duygusal bağ ve tarihçenin doğru kullanımı büyük önem kazanır.


Nishane, Murat Katran ve Mert Güzel öncülüğünde 2015 yılında dünyaya açılarak ülkemizi temsil etmeye başlayan ilk Türk niş parfüm markası. İlk günden beri ülkemizin sahip olduğu kültürel mirası en iyi şekilde kullanan parfüm evinin yeni koleksiyonu, ilhamını ve ismini 17. yüzyıldan beri kültürümüzün önemli bir parçası olan Gölge Oyunu’ndan alıyor. Görücüye çıktığı Esxence 2017 fuarından beri oldukça ilgi gören Karagöz, Hacivat ve Zenne arasından favorim, şimdiye kadar Nishane’nin imza attığı belki de en sofistike tasarım olan Hacivat.

Nishane ile eşzamanlı olarak adını duyuran parfümör Jorge Lee imzalı Hacivat, turunçgiller ve ananasla şahane bir başlangıç yapıyor. Turuncu ve sarı meyvelere, resmi notalarda açıklanmayan ve kırmızı meyveleri andıran akorlar eşlik ediyor. Belki de kader arkadaşı (cami inşaatının geç bitmesinden sorumlu tutulan Karagöz ve Hacivat, padişahın emriyle idam edilir) Karagöz’ün temasını oluşturan hüzünlü üzümden bulaşmıştır Hacivat'ın da formülüne.

Hacivat sahneye çıkar çıkmaz seyircilerden “seni bir yerden gözüm ısırıyor” fısıltıları duyulmaya başlıyor. İçlerinden nispeten uyanık olan bir tanesinin, “tabi ya, Aventus bu…” demesiyle salonun tamamına yakını bu önermeye destek veriyor. Bunu duyan Karagöz’ün “tut bakayım şu sakalından Hacivat’ım, bana benzeyecek misin? Eğer ki benzemezsen her sakallıya dede demeyeceksin” sözleriyle, fısıltılar kahkahaya karışıyor.

Gölge Oyunu’nun ikinci perdesinde sedir ve meşe yosunu desteğinde yasemin hünerlerini sergiliyor. Yardımcı oyuncu görevini başarıyla üstlenen naif çiçek, Hacivat’ı “Aventus benzeri” olarak anılmaktan kurtarıp takım elbiseli jilet gibi bir beyefendiye dönüştürüyor. Artık oyunun adı, Hacivat: The Movie

fotoğraf: Tom Cairns

Oyun boyunca fark edilen paçuli ve meşe yosunu, Hacivat’a kararında bir keskinlik katıyor. İçeriğinde bolca yer aldığını düşündüğüm ISO-E Super de gün içinde belli aralıklarla parfümün kendini hissettirmesini, beklenmedik anlarda iltifat toplamasını sağlıyor.

Hacivat’ın bazında sanki vanilya ile yumuşatılmış, hafiften tatlandırılmış bir hava var. Eğer bu algıladığım ananas ise Jorge Lee’yi kutlamak lazım. Balzamik notalar olmadan böylesine kararında bir tatlılık yakalamak hiç de kolay değil. Sonlara doğru meyveler halen kendini hissettirirken odunsularla perde kapanıyor.

Hacivat, Nishane’nin artistik parfümeri açısından olgunluk dönemi eseri. Açılması zaman alan yoğun extrait konsantrasyonuna rağmen kullanıcısına keyifli bir deneyim yaratmayı başaran parfüm, serinin atom bombaları kadar fark edilir olmasa da kendini hatırlatan bir performansa sahip. Maskülen tarafa yakın olan Hacivat, çiçeksi yönüyle kadın kullanımına da çok uzak değil.
 

Sektörde safran ve süet deri kombinasyonuna Tuscan Leather, iris ve kakao ikilisine Dior Homme, pralin ve vanilyaya La Vie Est Belle yakıştırması yapıldığı kadar ananasın farklı kombinasyonlarına da Aventus yakıştırması yapılır oldu. Seleflerine benzeyen ürünlerin ticari olarak çıkış noktası genelde benzer olsa da özgünlükten ödün vermeden yalnızca ilham alanlar da yok değil. Hacivat, bahsettiğim ikinci grupta yer alan artistik yönü kuvvetli bir parfüm. Her yıl fuarlara damgasını vuran tasarımlara imza atan Nishane ile ne kadar gururlansam az!
© Gurme Kokular - Niş Parfüm Yorumları / Röportajlar / İzlenimler
Maira Gall