25 Ocak 2018 Perşembe

2017 Yılı Ana Akım Parfüm Raporu - Bölüm 1

Yeniden ayağa kalkabilmek için dibi görmek şart derler. Neydi o ticari ömrü birkaç yılı bulmayan sentetik bombalar, selefinden ayırt edilemeyen başarısız flankerlar… Dibi gören endüstri için geçtiğimiz iki yıl toparlanma yılları oldu desem yanlış olmaz. Neredeyse niş parfüm evleri ile yarışacak kalitede tasarımların boy gösterdiği pazarda, geçmiş dönemlere göre nispeten daha az kopyalama ve daha çok özgün çalışma olması sektör adına heyecan yaratıyor. Hayal kırıklıkları hiç mi yok? İşte onlar da yıllık raporların tuzu biberi ;)


Global pencerede gelişmeler umut verirken yerel pazarın gerçekleri maalesef pek de iç açıcı değil. 2016 yılının sonlarında Douglas’ların ülkemizdeki faaliyetlerini durması kötü gidişatın habercisi idi… Önü kesilemeden artan döviz, plansız kurulan alışveriş merkezleri ve vergilerle iyiden iyiye artan maliyetler ülkedeki en büyük parfümeri zinciri olan Tekin Acar’ın kepenk kapatmasına neden oldu. İş değiştirmek zorunda kalan çalışanlara mı, kapanan bazı Tekin Acar’ların Sephora olmasıyla birlikte Sephora’ların da artık müşteriye dolar işareti olarak bakmasına mı yoksa Tekin Acar distribütörlüğündeki bazı markaların artık ülkede satışta olmamasına mı üzülsem bilemedim. 2011 yılında yurtdışı kozmetik yasağının gelmesinin en etkili aktörlerinden olan mağazalar zinciri artık yok. Sonuç olarak tüketicinin özgürlüğünün kısıtlanması, işletmeler için kısa dönemli kazanç sağlarken uzun dönemde sektörün tüm bileşenlerinin zararına olmakta.

Makro boyutta, pazardaki ürün kalitesinin artması sevindirirken, yerel pazarda büyük oyunculardan birinin artık olmaması dengeleri değiştirmiş durumda. Artık o kadar çeşitli ürün, o kadar çok distribütör ve devir daim oranı hayli yüksek o kadar çok çalışan var ki, deneyimsiz müşterinin vay haline! 5-6 yıllık parfümleri “xxx in en yeni kokusu, bugün geldi” diye denetmeye çalışanı mı, “bu parfümün içinde yasaklı meyve kullanılmış” diye kaba tabirle kandırmaya çalışanı mı yoksa “bu parfümün molekülleri sizinle birlikte hareket ediyor” diyerek mavi ekran verdireni mi ararsınız bilmiyorum ancak az biraz yardım isterseniz bu ifadelerin herhangi biriyle karşılaşmanız işten bile değil.


İçerik açısından 2017 yılı değerlendirildiğinde yılın sentetikleri Ambroxan ve parfümlerdeki ozonik (deniz esintisi anlamında) hissiyatı veren Calone (Vedat Ozan Hoca’ya selam ve saygılar :)) oldu. Bleu de Chanel ile popüler olmaya başlayan ve Dior Sauvage ile iyiden iyiye canlanan Ambroxan ve Bvlgari Aqva serisinin yapıtaşı Calone’a 2017 çıkışlı birçok parfümde rastlamak mümkün. Yeri gelmişken, Ambroxan’ın genel beğeniye oldukça hitap eden bir sentetik olduğunu, Calone’un ise sev ya da nefret et tarzında yapıya sahip olduğunu belirtmek isterim.

Önceki yıllarda olduğu gibi elbette her yeni çıkan parfümü deneyemedim ve denediklerimin bir bölümü de “ilk izlenimin” ötesine geçemedi. Denediğim parfümlerin bazılarını çok sevdim, bazılarını ise hiç sevemedim. Birkaç parfüm aklımı başımdan alırken birçoğu da hiçbir şey hissettirmedi. İyisiyle, kötüsüyle, olay yaratanı ve gereksiziyle 2017 yılı ana akım parfüm raporu sizlerle…

Kullandığım kısaltma ve terimler;

(K): Kadın kullanımı için pazarlanan parfüm.
(E): Erkek kullanımı için pazarlanan parfüm.
(U): Her iki cinsiyetin kullanımına yönelik pazarlanan parfüm.
Flanker: Ticari başarı yakalayan parfümün içeriğine belli bir oranda sadık kalınarak ya da tamamen değiştirilerek yeni bir parfüm yaratılması ve isminin başına ya da sonuna genellikle “intense”, “sport”, “l’eau” ya da “fresh” gibi kelimeler eklenerek piyasaya sürülmesine verilen isim.
Jenerik: İngilizce karşılığı “generic” olan, sıradan ve özelliksiz anlamına gelen sıfat.
Gourmand: Yiyeceği andıran tatlı parfüm.
Boozy: Alkollü içkileri andıran içerik.

Armani, geçtiğimiz yıl nihayet iki yeni tasarımı görücüye çıkardı. Anne Flipo imzalı kırmızı meyveler, gül ve vanilya kombinasyonu olan Emporio Armani Because It’s You (K), La Vie Est Belle ve Lady Million kafasında, 67 ayrı benzeri olan kabak tadı veren tayfada yerini alırken Emporio Armani Stronger With You (E)’nun hikayesi şöyle;

"Paco Rabanne Invictus, Azzaro Wanted ve Armani Code Profumo bir gece kulübüne gider ve çocukluk arkadaşları Emporio Armani Stronger With You ile karşılaşırlar. Kılıçla şişe açılıp viski ile el yıkanan bir günah gecesinin ardından dört kafadarlar birbirleriyle ne kadar benzer olduklarının farkına varıp mirasyedi tavırlarını sorgulamaya başlarlar Bir yanda aydınlanma yaşanırken şehrin diğer ucundaki diğer bir tasarımcı onlara benzemek için gecesini gündüzüne katmakta ve 2018 yılı prömiyerini tasarlamaktadır."

Mirasyedi kavramı, "gececi" diye bahsettiğim yalnızca dikkat çekmeye yönelik parfümler için en uygun tanım. Kökeni 60'lı ve 70'li yıllara dayanan parfüm evlerinin geldiği son noktayı tanımlayabilecek daha uygun bir ifade bulamıyorum. 

Şans eseri denediğim ancak henüz buralara teşrif etmeyen Armani Code Colonia (E) ise gelmese daha bile iyi olur dedirtecek kadar sentetik bir kaos iken markanın geçtiğimiz yıl yüzümü güldüren tek parfümü Armani Code Cashmere (K), portakal çiçeği ve beyaz çiçekler ile bademli hoş bir gourmand. E Carlos Benaim ve Dominique Ropion ikilisinden boş iş çıkmasını beklemek hata olurdu.

Azzaro, 2017 yılını Chrome Pure (E) ile geçirdi. Jacques Huclier ve Olivier Pescheux ikilisi, Azzaro Chrome’un metalik hissiyatını azaltılıp derinlik katmış yılların kült suculuna. Sonuç olarak odunsu notalarla desteklenen hoş bir flanker olmuş Pure.

Burberry yılı flankerlar ile geçiren markalar arasında yer aldı. Mr. Burberry Eau de Parfum (E), 2016’da tanıtılan EdT versiyonuna göre daha dengeli ancak performansın daha zayıf olduğu bir iterasyon. Mr. Burberry Eau de Parfum, rahatsızlık vermeden güzel kokmak için hoş bir baharlık, yazlık alternatif iken My Burberry Blush (K)’u Francis Kurkdjian’ın yıllık anlaşma gereği tasarlamak zorunda olduğu ve başından savdığı bir tasarım olarak görüyorum. Meyveli, sıradan bir My Burberry flanker’ı işte ne diyeyim... Çılgınlar gibi koksun, sentetik falan önemli değil, yeter ki dikkat çeksin tayfadan...

Bottega Veneta, yılı birbirinden güzel iki flanker ile kapadı. Her haliyle muhteşem bir deri - paçuli yorumu olan Bottega Veneta’ya erik eklenerek zenginleştirilmiş harika flanker Bottega Veneta Eau de Velours (K) bir yanda, hayranı olduğum Bottega Veneta Pour Homme’un baharatlarla derinleştirilmiş versiyonu Bottega Veneta Pour Homme Parfum (E) bir yanda! Selefinin muhteşemliğini bir kenara bırakırsak güçsüzleşmesine rağmen erkek için pazarlanan yılın en iyi yeşillikli deri parfümü Bottega Veneta Pour Homme Parfum iken en iyi meyveli süet deri unvanını da Bottega Veneta Eau de Velours alıyor.


Boucheron - Bir varmış bir yokmuş misali aralıklarla parfüm çıkaran Boucheron, 2017 yılında, nereye çeksen oraya gidecek cilalı lavanta ve vanilya parfümü olan Quatre Absolue de Nuit Pour Homme (E)’u pazara sundu. Olsa da olur, olmasa da olur bir tasarım olarak değerlendiriyorum Jacques Huclier imzalı Quatre Absolue de Nuit Pour Homme'u.

Bvlgari geçtiğimiz yıl en takdir ettiğim parfüm evlerinin başında geliyor. Sucul notalar ve ambergris ile Aqva serisinde en beğendiğim referans olan Aqva Pour Homme Atlantiqve (E), harmanında yer alan bol miktarda sentetik dolayısıyla yakından koklandığında boğucu olsa da uzaktan gelen rahiyası hoş bir tasarım. Jacques Cavallier’in son Aqva’ının bol iltifat toplayacaktır.

Yoğun oryantal tarzına karşın bağırıp çağırmayan hoş bir kompozisyona imza atan usta isim Alberto Morillas ise baharatlı ve boozy Bvlgari Man In Black Essence (E) ile katkıda bulundu markanın 2017 ürün gamına. Black Orient DNA’sını taşıyan daha rahat kullanılabilir yumuşak bir parfüm Bvlgari Man In Black Essence. 


Goldea The Roman Night (K), kırmızı meyveler ve misk ekseninde Alberto Morillas’ın şimdiye kadar tasarladığı en sıradan parfümlerden biri olurken Splendida Iris d`Or (K), yapaylık barındırmayan modern anlayış ve eski kafa tarz arasında gidip gelen iris ve sandalağacı yorumu. Parfüm, yılın en pudralı ve risksiz parfümleri arasında yer alıyor.

Calvin Klein cephesinde 2017’nin en önemli gelişmesi Alberto Morillas ve Harry Fremont’ın birlikte tasarladığı CK All (U) idi. Yabancı platformlarda yılın ortasından beri konuşulan parfüm halen ülkemizde kendini gösteremedi. İthal edilmeyi başaran Obsessed for Men (E), standart CK tarzından sıyrılan vanilya, turunçgil ve amber ekseninde hoş bir ambroxan parfümü iken Obsessed for Women (K), efsanevi One ile birlikte denediğim en etkileyici CK parfümü oldu. Adaçayı, lavanta ve misk ile her iki cinsiyetin de rahatlıkla kullanabileceği oldukça güzel bir fujer olan Obsessed for Women’ın tasarımcılarından birinin de usta isim Annick Menardo olduğunu öğrenince taşlar yerine oturdu. Dört mevsim kullanılabilecek, zaman ve mekan seçmeyen Obsessed for Women, yılın en dikkat çekenleri arasında yer alıyor.


Carolina Herrera, geçtiğimiz yılı bir ıska ve bir tam isabet ile geçirdi. Boozy notalar pek bir popüler ya, sevgili Anne Flipo, Absinthe eklemiş VIP Black (E)’in içeriğine. Sonuçta al birini vur ötekine denecek lavanta ve vanilyalı Azzaro Wanted kafasına ulaşmış. Usta parfümör Dominique Ropion imzalı CH Privée (K) ise etkileyici bir paçuli, vanilya ve deri yorumu. CH Privée, şimdiye kadar denediğim en özellikli Carolina Herrera yorumu unvanını kazanmış durumda.

Chanel - Yeni bir parfüm tasarımı (flanker vs sayılmazsa) için 15 yıl beklenince haliyle beklenti de büyük oluyor. Pazarın en güçlü oyuncularından Chanel’in yıllar sonra gelen Gabrielle’i markadan beklenmeyecek kadar standart bir yasemin ve portakal çiçeği tasarımı... İyi hoş, kaliteli ama koku olarak da Chanel’in diğer tasarımcılardan farklı olmasını bekliyor insan. Bu anlamda Gabrielle tam bir hayal kırıklığı!


Chloé - Ana akımda yılın en dikkat çeken gül yorumu Chloé imzasını taşıyor. L`Artisan Parfumeur - Voleur de Roses ile gül ve paçuli kombinasyonunun referansını tasarlayan usta parfümör Michel Almairac, 14 yıl sonra aynı birlikteliği sabunsu halde yorumlayarak Chloé Absolu de Parfum (K)’ü tasarlamış. Marka tüm eforunu Chloé Absolu de Parfum’e harcamış olacak, yılın diğer parfümü Love Story Eau Sensuelle (K), ziyadesiyle jenerik turunçgilli bir portakal çiçeği tasarımı olmuş.

Davidoff - Ülkede hala Cool Water temel tüketim maddesi gibi satarken markanın yeni parfümlerinin neden ithal edilmediğine anlam veremiyorum. Dolayısıyla birkaç yıldır olduğu gibi bu yıl da Davidoff’un yeni parfümünü deneyemedim. Horizon Extreme (E)’in nasıl koktuğunu bilen varsa bana yazabilir.

Diesel - Aslında bu markanın serseri havasını seviyorum da ne parfümlerine ne de saatlerine ısınamadım. Neyse ki Bad Intense (E), önceki versiyon kadar rahatsız etmeyen, odunsu notalarla desteklenen ortalama bir deri yorumu olmuş. Hatta zorlasam diplerini sevecek gibiyim… Ya da yok, çok da zorlamayayım.

Dior cephesi 2017 yılını sesiz sakin, ufak tefek pazarlama girişimleriyle geçirdi. Geçtiğimiz yıl görücüye çıkan EDP versiyonuna oldukça benzeyen, onun kadar yanık hissiyatlı ve derin olmayan daha kolay kullanılabilir bir versiyon olan Poison Girl Eau De Toilette (K)’ı turunçgillerle dengelenen tatlılığı ile yılın en iyi gourmandları arasında gösterebilirim. 


Sauvage Very Cool Spray (E) ise yılın en iyi pazarlama girişimi ödülünü alıyor (ben verdim). Very Cool Spray’i özel yapan cam olmayan şişesi ve yenilikçi püskürtme sistemi. Doğayla dost yönünü ön plana çıkaran pazarlamacılar farkında olmadan diğer referanslarını gömüyor olsun, Francois Demachy imzalı Sauvage Very Cool Spray, bol miktarda ambroxanla yılın en canlı turunçgil parfümleri arasında yer alıyor. Merak edip de denemek isterseniz, mağazalarda dolu bir tester şişesiyle karşılaşamayacak olmanız çok olası. Yenilikçi spreyinden mi yoksa 15 dakikada bir şişeyi üzerine boşaltan satış danışmanlarından mı bilinmez, parfümü deneyebilmek imkansıza yakın.

DKNY yine etliye sütlüye karışmadan olaysız bir yılı geride bıraktı. 2017 tasarımı DKNY Nectar Love (K), bol meyveli ve baştan sona dengeli tatlılıkta ilerleyen hoş bir bal parfümü.

Dolce & Gabanna, alışıldığı gibi yılı flankerlar ile geçirdi. The One Eau de Toilette (K), günlük kullanıma uygun hoş bir leylak ve şeftali kombinasyonu. Ana akım tayfada leylak parfümlerinin azlığı düşünülürse şans verilmesi yerinde olur.

Light Blue Eau Intense Pour Homme (E), yılların Light Blue’suna sucul notaların eklenmesiyle sıradan parfüm elde edilen, Alberto Morillas’tan beklenmeyecek kadar özelliksiz ve jenerik bir flanker iken Light Blue Eau Intense (K) için ise orjinaline sadık kalan, misk yoğun bir flanker tanımı yapılabilir.

Elie Saab, tıpkı Carolina Herrera gibi yılı bir ıska ve bir tam isabet ilen geçiren markalardan oldu. Le Parfum Edition Feuilles d'Or (K), ylang ylang ve portakal çiçeğinin kararında tatlılık barındıran uyumu ile geçtiğimiz yıl Francis Kurkdjian’ın ana akım parfüm evleri için tasarladığı en başarılı kompozisyon olurken Girl of Now (K)'ın isminden tarzı anlaşılabiliyor! En jenerik halde tonka destekli yanık badem tanımlaması kullanılabilir zamane kızı için... Neyse ki marka halen kalitesini koruyor da tarzı sevenler için milyon örneğin içinden sıyrılabilecek bir parfüm olmuş Girl of Now.

 
Givenchy - Kadırgalının oğlu Burning Man’de tayt giymiş de yılların sert paçuli referansı Gentleman (E), armutlu, irisli bir parfüme dönüşmüş çok mu… Erkekliğin kitabının Kindle’da e-book olduğu devir artık Christian Louboutin ve Dsquared2 devri… Çivili sneaker ve sökük diz denim halen moda iken kült parfüm yitip gitmiş kim takar. Live Irrésistible Délicieuse (K) da fazlasıyla bayık, öksürük şurubundan hallice bir gourmand iken bu yıl bizımle değilsın Givenchy!

Guerlain - Güvendiğim dağlara yağan kara Guelarin yazılmış, kelebek yapan Boomerang paylaşımları geliyor. Jenerik vanilya ve tonka ile Guerlain’in Armani Si ve La Vie Est Belle yaratma çabası olan Mon Guerlain (K), markaya dair en büyük hayal kırıklığım oldu. Alttan alta hissedilen lavanta kullanımı olmasa daha neler yazardım da neyse ki bu jenerik tarzın kaliteli örneklerinden birine imza atmış Thierry Wasser. Black Perfecto by La Petite Robe Noire (K) tıpkı ilk La Petite Robe Noire gibi boğucu tatlılıkta, üstüne üstlük kullanımı oldukça riskli bir nota olan meyan kökü ile tamamiyle felakete dönüşmüş bir flanker iken Oud Essentiel (U), oldukça beğendiğim Les Absolus d'Orient serisinin maalesef en özelliksiz tasarımı. Harman oldukça kaliteli olsa da artık herhangi bir fark yaratmayan oud ve gül kombinasyonları tüketiciye ilgi çekici gelmiyor. Ah Thierry, keşke 5 yıl önce tasarlasaydın Oud Essentiel’i…


Çok merak ettiğim L’Homme Ideal Sport (E) ve Shalimar Souffle Intense (K) ise buralara uğramadı.

Gucci - Bottega Veneta ile birlikte yılın en iyi ana akım parfüm evi tahtı Gucci’nin! 4 yıl önce Gucci hakkında iyi şeyler yazacaksın deseler inanmazdım ancak marka resmen Tom Ford’un kreatif direktör olduğu günlere dönmüş durumda! 


Deri, odunsu notalar ve vetiver ile ana akım parfümlerde rastlamaya alışık olmadığımız kadar cüretkar bir kompozisyon Guilty Absolute (E), yılın en çarpıcı Alberto Morillas tasarımı iken yine Alberto usta imzalı sümbülteber ve jasemin tasarımı Gucci Bloom (K) da beyaz çiçek hayranlarını fazlasıyla mutlu edecek minimalist bir tasarım. Efsane Fracas’ın izinde, günlük kullanıma uygun bir tasarım olan Bloom, yılın en iyi çiçek parfümleri arasında yer alıyor.

devam edecek…

28 Aralık 2017 Perşembe

Creed - Viking



Dünyada hiçbir koku kalmayacağından endişeleniyorum ve bir gemi yapmam lazım. Ormandan, denizden ve dağlardan toplayabildiğiniz kadar koku getirin bana. Yolculuğa çıkarken denizaşırı yol alabilen güçlü savaşçıları istiyorum yanımda. İskandinav korsanlarını diriltin!


Konu Creed’in yeni parfümü olunca ne kadar abartılı bir giriş yaparsam yapayım, ortamlardaki etkinin üzerine çıkabileceğimi sanmıyorum. Sektör devi Creed, birkaç yıl önce bahsettiğim gibi ürün geliştirmeden dağıtıma, niş parfüm dünyasında pazarlama süreçlerine yön veren parfüm evi konumunda. Hal böyle olunca markanın neredeyse dört yılda bir (Royal Mayfair, Windsor’un yeniden yorumlanması olduğu için saymıyorum) pazara sunduğu erkek parfümleri (Creed, parfümleri cinsiyete göre ayıran nadir niş parfüm evlerinden) deyim yerindeyse bomba etkisi yaratıyor. Kendinden önce namı gelir misali, Creed’in yeni parfümü Viking için henüz denememiş olanların bile bir fikri var. Bu tutumu tıpkı politik bir lidere karşı duyulan tutku ya da nefrete benzetiyorum.   

Enerji dolu pembe biber ve bergamot ile açılıyor Viking. Üst notalarda insanın aklını başından alan alışılagelmiş Creed tarzı bu işte! Yoksa Creed sadece reklam, tanıtım veya sunum hariç kokunun içeriğinde de mi pazarlamayı kullanıyor? Yok yok o kadar uzun boylu değil. Birkaç sihirli sentetik işte ;)

Bergamotun doğası gereği geriye çekilmesiyle nane hissedilmeye başlıyor. Tatlı biberle birlikte nane, dip notalara kadar Viking gemisinin küreklerinde görev yapıyor. Lavantanın da yardımıyla modern fujer janrının kapısını aralayan Viking, kompleks harmanı ile tek mevsimlik bir kokudan fazlasını sunmakta. Zaman zaman karanfil ve tarçın, zaman zaman kakuleye benzer baharatlar ve sandal ağacı, Olivier Creed’in son tasarımını dengeli ve ilgi çekici bir hale getiriyor. 


Markanın imzası haline gelen sentetiklerden mi yoksa pembe biber ve nane kombinasyonundan mı bilinmez, Viking yalnızca güvertedeki korsanların topladıklarını değil, yolculuğun geçtiği denizden de sucul esintiler içeriyor.

Viking, tıpkı Silver Mountain Water ve Millesime Imperial’de kullanılan metalik hissiyata sahip Ambroxan bazı ve mucizevi şekilde hala kendini hissettiren biberle açık sularda gözden kayboluyor. Designer tayfadan uzaktan akraba yine bol ambroxan içeren ve metalik hissiyatlı Bleu de Chanel iken ortalarda bir ara Tommy Hilfiger mağazalarındaki ortam kokusuna benzetiyorum Viking'i.

Bir buçuk, iki saat süresince fark edilirliği yüksek olan Viking, bu sürenin sonunda neredeyse tene yapışık ilerliyor. Dolayısıyla günlük kullanımda en az birkaç kez tazeleme isteyen parfüm, içeriğindeki yüksek miktarda Ambroxan’a rağmen güçlü bir performans sunamıyor. Soğuk kış ayları hariç tüm mevsimlere uyum sağladığını düşündüğüm Viking, zaman ve mekan seçmeden güvenle kullanılabilecek bir joker eleman.

fotoğraf: instagram.com/gurmekokular

Creed’in pazarlama dehasını bir kenara bırakırsak Viking tasarım olarak çığır açan bir başyapıt değil. Yeni bir Aventus hiç değil! Yalın haliyle dengeli harmana sahip modern bir fujer… Bu bağlamda parfümü büyük umutlarla denemek hayal kırıklığı yaratabilir. Markanın neredeyse tüm parfümleri gibi risksiz ve genel beğeniye hitap ederek iltifat toplayacak hoş bir parfüm beklentisi, hayaller ve hayatların birleştiği nokta olacaktır.

16 Ağustos 2017 Çarşamba

Hermès - Muguet Porcelaine

Haber bültenlerinden yola çıkarak ülkemizdeki “emeklilik” kavramı, standartları düşürüp ölüme bir adım daha yaklaşmayla ilişkilendirilebilir. Oysa evrensel olarak emeklilik, neredeyse Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi’ndeki üst basamağa ulaşıp kendini gerçekleştirmeyle eşdeğer. Ekmek bulamazsa pasta yiyen ortalama bir emeklinin henüz elinden alınmayan ikramiyesinin kaç niş parfüm ettiğini hesaplayaduralım, bu âlemin en büyük ismi Jean-Claude Ellena, Hermès bünyesinden emekli olmuş “Côte d'Azur” u seyir eylemekte… 


Hermessence, ünlü marka Hermès’in kendi butiklerinde ve seçili satış noktalarında niş pazarlanan serisine verilen isim. Tamamı Eau de Toillette konsantrasyonunda transparan kokulardan oluşan koleksiyon, usta parfümör Jean-Claude Ellena’nın tuvali niteliğinde; düşüncelerinin dışavurumunu anlatıyor. Ambre Narguilé, Vetiver Tonka ve Poivre Samarcande gibi her biri markalara ilham kaynağı olmuş parfümlerin yer aldığı serinin son parfümü Muguet Porcelaine, aynı zamanda Jean-Claude Ellena’nın da jübile eseri olma özelliğini taşıyor.

Yeşillikler arasında net olarak algılanan armutla açılıyor Muguet Porcelaine. Yine transparan, yine minimalist bir iş çıkmış ustanın elinden. Enerji veren açılışıyla, detoks suyu kıvamında kokladıkça yeniliyor insanı.


Yeşilliklerin geri plana çekilmesinin ardından tenden ayrılana kadar müge ve armut ekseninde dönen Muguet Porcelaine, zaman zaman kavun - salatalık ikilisine yakınsayabiliyor. Benim için asıl kafa karışıklığı da burada başlıyor. Hem minimalist hem de karmaşık(!) bir tasarımla karşılaşmak, devreleri ağır ateşte kızartıyor. Tıpkı 70’lerde yazılan bir Pink Floyd şarkısını anlamaya çalışmak gibi…


Parfüm tasarımında müge, zorlayıcı bir çiçek. Bunun ilk nedeni birçok denemenin plastiğimsi bir hal alması, diğer nedeni de Diorissimo gibi şahane bir referansın olması. Çiçek kokularına aşina olanların yeni bir müge parfümü ile karşılaştıklarında verdikleri ilk tepki “aa Diorissimo bu” ya da “plastik kokuyor “ şeklinde geliştiği için müge, çalışılması cesaret isteyen bir konuma geliyor. Muguet Porcelaine, Diorissimo’ya benzemiyor ancak plastik hissiyat zaman zaman algılanıyor. Sentetikleri kullanmadaki başarısıyla ünlenen Ellena’nın bir bildiği vardır elbet diye düşünüyorum. Belki de giderek karmaşık bir hal alan dünyadaki “gerçek” kavramını sorgulatıyordur bizlere!

Hermessence serisinin son parfümü, feminen tarafa yakın olan, zaman ve mekân seçmeyen bir tasarım. Parfüm, usta parfümörün diğer tüm çiçek yorumları gibi transparan ilerliyor. İlk sıkıldığı anlarda da oldukça fazla iltifat toplayan Muguet Porcelaine’in kalıcılık ve fark edilirlik değerleri ise ortalamanın altında seyrettiği için birkaç saatte tazelemek gerekiyor.

 Jean-Claude Ellena

Jean-Claude Ellena’nın “basit olan en iyidir” söyleminin karşılığı niteliğindeki tasarımlarını denedikçe, usta parfümörün minimalist tarzını kabullendim. Yine de hiçbir zaman Brin de Réglisse,  Voyage d`Hermes veya Vanille Galante tarzındaki kompozisyonlarını anlayamadım. Sanırım tam olarak anlayamadığım tayfaya Muguet Porcelaine’i de dâhil edebilirim. Ustanın jübile eserini daha rahat konumlandırabilmem için ilk önce parfümün müge – armut mu yoksa kavun – salatalık ikilisi mi olduğuna karar vermem gerekiyor. Sonrasında Muguet Porcelaine'in bir başka başyapıt mı yoksa verilen ticari sözü yerine getirmek için öylesine tasarlanan bir parfüm mü olduğuna karar verebilirim.

22 Mayıs 2017 Pazartesi

Nishane - Hacivat

Yeni ürünün pazarlanmasındaki kilit noktalardan biri “üstün olan yanların ortaya çıkarılması” dır. Başarıya ulaşan marka veya ürünler incelendiğinde; alanlarında öncü oldukları, tüketiciye sağladıkları asıl faydayı maksimize ettikleri, müşteri ile duygusal bir bağ kurdukları ya da kökenlerinden gelen mirası iyi kullandıkları görülür. Özellikle üretilen ürünün büyük değişiklikler gösteremeyeceği sektörlerde, müşteri ile kurulan duygusal bağ ve tarihçenin doğru kullanımı büyük önem kazanır.


Nishane, Murat Katran ve Mert Güzel öncülüğünde 2015 yılında dünyaya açılarak ülkemizi temsil etmeye başlayan ilk Türk niş parfüm markası. İlk günden beri ülkemizin sahip olduğu kültürel mirası en iyi şekilde kullanan parfüm evinin yeni koleksiyonu, ilhamını ve ismini 17. yüzyıldan beri kültürümüzün önemli bir parçası olan Gölge Oyunu’ndan alıyor. Görücüye çıktığı Esxence 2017 fuarından beri oldukça ilgi gören Karagöz, Hacivat ve Zenne arasından favorim, şimdiye kadar Nishane’nin imza attığı belki de en sofistike tasarım olan Hacivat.

Nishane ile eşzamanlı olarak adını duyuran parfümör Jorge Lee imzalı Hacivat, turunçgiller ve ananasla şahane bir başlangıç yapıyor. Turuncu ve sarı meyvelere, resmi notalarda açıklanmayan ve kırmızı meyveleri andıran akorlar eşlik ediyor. Belki de kader arkadaşı (cami inşaatının geç bitmesinden sorumlu tutulan Karagöz ve Hacivat, padişahın emriyle idam edilir) Karagöz’ün temasını oluşturan hüzünlü üzümden bulaşmıştır Hacivat'ın da formülüne.

Hacivat sahneye çıkar çıkmaz seyircilerden “seni bir yerden gözüm ısırıyor” fısıltıları duyulmaya başlıyor. İçlerinden nispeten uyanık olan bir tanesinin, “tabi ya, Aventus bu…” demesiyle salonun tamamına yakını bu önermeye destek veriyor. Bunu duyan Karagöz’ün “tut bakayım şu sakalından Hacivat’ım, bana benzeyecek misin? Eğer ki benzemezsen her sakallıya dede demeyeceksin” sözleriyle, fısıltılar kahkahaya karışıyor.

Gölge Oyunu’nun ikinci perdesinde sedir ve meşe yosunu desteğinde yasemin hünerlerini sergiliyor. Yardımcı oyuncu görevini başarıyla üstlenen naif çiçek, Hacivat’ı “Aventus benzeri” olarak anılmaktan kurtarıp takım elbiseli jilet gibi bir beyefendiye dönüştürüyor. Artık oyunun adı, Hacivat: The Movie

fotoğraf: Tom Cairns

Oyun boyunca fark edilen paçuli ve meşe yosunu, Hacivat’a kararında bir keskinlik katıyor. İçeriğinde bolca yer aldığını düşündüğüm ISO-E Super de gün içinde belli aralıklarla parfümün kendini hissettirmesini, beklenmedik anlarda iltifat toplamasını sağlıyor.

Hacivat’ın bazında sanki vanilya ile yumuşatılmış, hafiften tatlandırılmış bir hava var. Eğer bu algıladığım ananas ise Jorge Lee’yi kutlamak lazım. Balzamik notalar olmadan böylesine kararında bir tatlılık yakalamak hiç de kolay değil. Sonlara doğru meyveler halen kendini hissettirirken odunsularla perde kapanıyor.

Hacivat, Nishane’nin artistik parfümeri açısından olgunluk dönemi eseri. Açılması zaman alan yoğun extrait konsantrasyonuna rağmen kullanıcısına keyifli bir deneyim yaratmayı başaran parfüm, serinin atom bombaları kadar fark edilir olmasa da kendini hatırlatan bir performansa sahip. Maskülen tarafa yakın olan Hacivat, çiçeksi yönüyle kadın kullanımına da çok uzak değil.
 

Sektörde safran ve süet deri kombinasyonuna Tuscan Leather, iris ve kakao ikilisine Dior Homme, pralin ve vanilyaya La Vie Est Belle yakıştırması yapıldığı kadar ananasın farklı kombinasyonlarına da Aventus yakıştırması yapılır oldu. Seleflerine benzeyen ürünlerin ticari olarak çıkış noktası genelde benzer olsa da özgünlükten ödün vermeden yalnızca ilham alanlar da yok değil. Hacivat, bahsettiğim ikinci grupta yer alan artistik yönü kuvvetli bir parfüm. Her yıl fuarlara damgasını vuran tasarımlara imza atan Nishane ile ne kadar gururlansam az!
© Gurme Kokular - Niş Parfüm Yorumları / Röportajlar / İzlenimler
Maira Gall