8 Haziran 2014 Pazar

CB I Hate Perfume - At the Beach 1966

Başkalarıyla paylaşabilecek nitelikte eserler üretebilenler şanslı insanlar... Dinlenen çoğu şarkı ve okunan birçok kitap, kompozisyonu yaratanın hayatından kesitler içeriyor. Duygularını ve yaşadıklarını hiç tanımadığın insanlara paylaşabilmek gerçekten değerli bir olgu.

Parfümörleri de aynı müzisyenler, yazarlar veya ressamlar gibi duygularını başkalarıyla paylaşabilen şanslı kişiler arasında görüyorum... Hissettiklerini harfler ya da notalar olmaksızın kokularla anlatıyorlar. Bir şekilde hayatlarından bir kesitle, hayatlarımıza dokunuyorlar. Kimi sadece güzel kokma isteğinin yanında bunu gerçekleştirirken kimi de bilinçli olarak bunu hedefliyor.


Christopher Brosius, CB I Hate Perfume dosyasında bahsettiğim gibi anıları canlandırmayı amaçlayan bir parfümör. Gittiği bir yer ya da kullandığı bir eşya ilham alması için yeterli… Tasarladığı parfümler, aynı yerde bulunmuş olan ya da aynı eşyayı kullanmış olanlar için güzel kokmaktan ziyade anıları canlandıran, geçmişe götüren kompozisyonlar. At the Beach 1966 da Christopher’ın gittiği plajı ve kullandığı güneş kremini tasvir ettiği özgün bir parfüm.

Yasemine benzer bir nota ve yeşilliklerle açılıyor At the Beach 1966. Biraz da aldehit kokusu aldığıma eminim… Açıklanan notalarında bunların hiçbiri olmasa parfümün ismine oranla sert açılışı bana bunları hissettiriyor. Sonrası mı? Deniz ve kum…

Belli ki Christopher, doğrudan kumsal kokusunu vermek yerine oraya giderken geçilen yeşillik arazinin kokusuyla başlamayı tercih etmiş. Nispeten sert bir açılışın ardından kremsi bir havaya bürünüyor parfüm. At the Beach 1966’nın Coppertone güneş kremi ve kumsalın kokusu olduğunu söylüyor Christopher Brosius.

Başlangıçtan bir süre sonra At the Beach 1966, denizden çıktıktan sonra sürülen güneş kreminin deniz tuzuyla karışmış kokusunun andırıyor. Coppertone’u koklamadığımdan doğrulama imkânım olmasa da, parfümün kesinlikle güneş kremi gibi koktuğunu söyleyebilirim.

Şezlongda uzanıp güneşlenmeyi anımsatan (hiç tarzım değil, ayrı mesele) bir parfüm At the Beach 1966. Oturduktan bir süre sonra olay tamamen bu! Hatta plastik değil, tahta bir şezlong… Ara ara kendini hissettiren odunsu notalar, ahşabın ıslanınca yaydığı kokuya benzer bir koku veriyor.


CB I Hate Perfume dosyasında parfümlerin konsantrasyonlarından bahsetmiştim. Elimdeki At the Beach 1966, perfume absolute konsantrasyonunda. Belki de bu yüzden hem kalıcılığı fark edilirliği tarzına göre oldukça iyi. Hatta içeriğinde alkol olmadığı düşünülürse fark edilirliği şaşırtıcı derecede iyi! Ancak kremsi tarzına rağmen zaman zaman hissedilen sert hava, normalde silik bir parfüm olacakken sentetik bileşenlerle desteklenip güçlü bir parfüm yaratıldığı hissine kapılmama neden oluyor. Başlangıçta algıladığım aldehit benzeri notalar da parfüm tenden ayrılana kadar etkisini kaybetmediğinden fark edilirliğin yüksek seviyelerde seyredebildiğini düşünüyorum.


At the Beach 1966’nın sonlarına doğru deniz hissiyatı kayboluyor ve geriye her yönüyle parfüm konsantrasyonuna getirilmiş güneş kremi kalıyor… Hani ele sürülen krem kurumaya yakın hafif ekşi bir hal alır ya, At the Beach 1966 da sonlara doğru aynen öyle oluyor. Ekşilik rahatsız edecek boyutta olmasa da parfümün son kısımlarından pek hoşlandığımı söyleyemem. Gün içinde tazelemek bu hadiseyi bir nebze kurtarıyor.

Güneş kremleri cinsiyete göre pazarlanmadığına göre (ben rastlamadım en azından) At the Beach 1966 da cinsiyet gözetmeyen bir parfüm. Güneş kremi ve deniz gibi kokmak isteyen herkes rahatlıkla kullanabilir. Soğuk havada denemesem de oldukça sırıtacağını düşünüyorum. Tam bir yaz parfümü At the Beach 1966. Kullanmak için aranan şartlar; havanın sıcak olması ve açık renk keten gömlek veya askılı bluz… 

 Fotoğraf: Evaan Kheraj

Güneş kremi gibi kokan, denizi anımsatan parfümlerden The Different Company - Sel de Vetiver, Il Profvmo - Aria di Mare ve Creed - Virgin Island Water, kullandıklarım arasında en beğendiklerim... At the Beach 1966 da son fazı ve sentetik hissiyatı olmasaydı bu listeye rahatlıkla dahil edebileceğim bir parfüm olurdu… Yine de her güzelin bir kusuru vardır diye düşünüp bu özgün kompozisyonu, yaz için uygun alternatifler arasında göstermekte sakınca görmüyorum.

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

© Gurme Kokular - Niş Parfüm Yorumları / Röportajlar / İzlenimler
Maira Gall