10 Nisan 2016 Pazar

Tiziana Terenzi - Ursa

Dergi ve gazetelerde sıkça rastladığımız ya da satış danışmanlarının aktardığı parfüm hikâyeleri, genellikle ilgimi çekmez. “Doğallığını en nadide çiçeklerden alan, aşk tanrıçasından ithaf edilmiş kışkırtıcı bir parfüm” tarzındaki cümleler ise naif bir sanatı bütünüyle pazarlama balonuna çeviren ifadeler olmuştur gözümde... Benim için önemli olan tasarımın artistik bir değer taşıması ve mevcut ruh halinin dışında farklı şeyler hissettirmesidir. Üzerine bir de ilham verecek kadar duygu yoğunluğu barındırıyorsa parfüm, benim kitabımda başyapıt mertebesindedir.


Tiziana Terenzi, kökeni 1960’lı yıllara dayanan, kokulu mum tasarımının ardından son yıllarda niş parfüm pazarına adım atan İtalyan bir parfüm evi. Extrait konsantrasyonunda yoğun kokular tasarlayan markanın en önemli atılımı geçtiğimiz yıl Esxence fuarında tanıtılan Luna koleksiyonu oldu. Koleksiyonda yer alan hem en özel, hem en zor tasarım ise Ursa. Ursa, Paolo and Tiziana Terenzi’nin küçükken babaları ve büyükbabaları ile birlikte yaz tatillerini geçirdikleri Como Gölü’nün içinde yer alan bir mağaranın topraksı ve nemli kokusunun tasviri olarak tanımlanıyor. Kış aylarında göl suyunun mağaranın girişini kapadığı, bahar ve yaz aylarında suyun geri çekilerek içinden bir ırmağın geçtiği büyülü bir dünyanın kokusu Paolo’ya göre Ursa. Parfüm, her iki cinsiyetin kullanımına yönelik pazarlansa da erkek kullanımına daha uygun buluyorum.

Tek malt viski burukluğunda rom, sert bir oud ve deri ile açılıyor Ursa. Oldukça karanlık ve cüretkâr! Standart koku ailelerine alışkın kişilerin burun kıvırdığı, niş parfüm dünyasına derinlemesine dalmış, kirli parfümlerden hoşlananların tapacağı cinsten bir başlangıç tasarlamış Paolo. Parfümü ilk denediğimdeki heyecanım aklıma geliyor… Geçmişle şimdiki zamanı birbirine karıştıran, farklı hissettiren büyülü bir sıvı çıkmıştı şişeden.


Romdan gelen “boozy” hissiyat geri plana çekilirken kurumuş meyveler ve tütün, tütsünün desteğinde kendilerini hissettiriyor. Oud ve deri ise parfümün başından sonuna kadar başrolü kimselere bırakmıyor. Kullanımı zor olan ne kadar nota varsa bir araya toplayıp usta işi bir harmana dönüştürmüş Paolo. İlk 15 dakika zorlu geçerken tanıdık bir notanın harmana dâhil olmasıyla asıl hikâye başlıyor.

Paçulinin kendini belli etmesiyle iyiden iyiye muhteşem bir tasarıma dönüşüyor Ursa. Değişken koku karakterinin yakalanması son derece güç olan extrait konsantrasyonunda harikalar yaratmış Paolo. Yoğun parfüm yapacağım diye baştan sona aynı giden sıvılara nispet yaparcasına her fazında belirgin geçişlerle akıcılığı yakalayabilmiş yetenekli parfümör. Orta notalarda parfümün karakteri oturduğunda, oud ve paçuli desteğinde bir deri yorumu olarak tanımlayabilirim Ursa’yı. Trendleri umursamayan, genel beğeni de neymiş diyen asi biri…

fotoğraf: instagram.com/gurmekokular

Ursa’yı kullandıkça parfüm endüstrisinde “gerçek” oud kullanımını ne kadar özlediğimi hatırladım. Arap yarımadası pazarında yer edinmeye çalışan parfüm evlerinin furya haline getirdiği, bıkkınlık getirecek kadar çok kullanılan ve bolca ucuz sentetik hali olan bir nota haline geldi oud. Saf hali oldukça sert, kimine göre büyüleyici kimine göre mide bulandıran bir bileşen... Paolo’nun Ursa için yüksek kalitede vetiver ile dengelenen hayvansı oud tercih etmiş. Çivi çiviyi söker misali deri ve paçuli gibi zor notaları başarıyla destekliyor bu oud kullanımı. Zaman zaman kremsi bir havaya bürünmesi, zaman zaman köşeleriyle kendini hissettirmesi, oud seven tayfa için anlatılmaz yaşanır kıvamda.

Ursa’yı bu kadar çok beğenmemin bir nedeni de başucu parfümlerimden birinin “mükemmelleştirilmiş versiyonu olması”. Ursa, ilk 15 dakikadan sonra deyim yerindeyse Straight to Heaven Intense! Kilian’ın satış rekorları kıran parfümü için “Keşke fark edilirliği de yüksek olsaydı da bu her zaman tatma şerefine nail olamadığımız yanmış odun havasını biraz daha hissettirebilseydi.” yazmıştım yıllar önce... Paolo beni duymuş olacak, oud’dan gelen yanık odun hissiyatı ve kullanılan zor notaların harmonisi, tazeleme ihtiyacı gerektirmeden gün boyu kullanıcısına eşlik ediyor. Fark edilirlik değeri de üst düzeyde seyreden Ursa, ilk faz atlatıldıktan sonra zaman ve ortam seçmeyen bir koku.


Yazının girişinde de bahsettiğim gibi, ilham verecek kadar duygu yoğunluğu barındıran parfümleri başyapıt kategorisinde değerlendiriyorum. Çok az kokulu sıvı, zamanda yolculuğa çıkarırken gerçek dünyada iltifat toplayabilir... 2015 yılı Niş Parfüm Raporu’nda da bahsettiğim gibi, niş parfüm felsefesini hakkıyla temsil eden usta işi bir tasarım Ursa.

7 yorum

  1. harika bir inceleme...

    YanıtlaSil
  2. Benim kış aylarında kör alış yaptığım ve artık vazgeçilmezim olan bir parfüm.Aynı markanın Casanova adlı parfümünüde almayı düşünüyorum.Deneme imkanınız olduysa fikir beyan edebilirmisiniz?Yaz ayları için uygunmudur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Casanova yaz ayları için en uygun parfümlerden biri olmasa da rahatsız etmeyecektir. Odunsu ve kremsi yapıya sahip, zengin bir tasarım.

      Sil
  3. Çok başarılı bir ürün ve çok güzel bir inceleme yapmışsınız. Ürünün kalıcılığını ve farkedilirliğinı ext de parfum olmasına rağmen ben pek yeterli bulamadım. Acaba reformule edilmiş olabilir mi? Tiziana terenzilerde hiç daha önce bu problemle karşılaşmamıştım. Ursa diğer ürünlerine göre daha az kalıcı oldu

    YanıtlaSil
  4. selamlar..anason neden kullanılmaz parfümlerde yıldız anasondan bahsetmiyorum..kenzo air den bahsediyorum aslında üretimi durudurulmuş bugüne kadar benim hiç rastlamadığım ve halada niş olsun desinger olsun anasonlu parfüm üretilmiyor..not bu kadarmı tutmadı :) saygılarımla..tekrar not rakı gibi kokalım..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Meyan kökü içeren parfümlere bakmanızı tavsiye ederim. Zaman zaman anason hissiyatı veriyorlar.

      Rakı konusunda da üç nokta atışı;

      1) Profumi del Forte - Tirrenico
      2) Hermes - Brin de Reglisse
      3) Vedat Ozan'ın "Rakı" isimli parfümü

      Sil

© Gurme Kokular - Niş Parfüm Yorumları / Röportajlar / İzlenimler
Maira Gall