7 Aralık 2014 Pazar

Dior - Cuir Cannage

Fransız moda evi Dior’un butiklerinde satılan niş parfüm serisi La Collection Privée’ın son üyesi Cuir Cannage, 2014 yılının son sürprizlerinden biri olarak geçtiğimiz aylarda görücüye çıktı. Dior Homme Intense, Leather Oud ve Oud Ispahan gibi çiğir açan parfümleri tasarlayan Francois Demachy’nin Knize - Ten etkisinde yaptığı çiçeksi bir deri parfümü Cuir Cannage. Deri ceket misali, her iki cinsiyetin de rahatlıkla kullanabileceği uniseks bir tasarım.

Çiçek özüne bastırılmış deri kokusuyla tatlı sert bir açılış yapıyor Cuir Cannage. Yıllar öncesine dönüyorum parfümü her kullandığımda. Spreyden çıkan birkaç damla ile sıvı ile çocukluk anılarım canlanıyor. Yeni alınmış deri ceket ya da ayakkabı kokusunu hatırlamayan var mı?


Açılışta yoğun olarak hissedilen yasemin ve ylang ylang’ın geriye çekilmesiyle, iris deriye eşlik ederek yardımcı oyuncu rolünü üstleniyor ve sonlara kadar hâkimiyeti elinden bırakmıyor. Parfum d’Empire - Cuir Ottoman’da deriye ne kadar yakıştığını gösteren iris, Cuir Cannage ile birlikteliğini pekiştiriyor.

Sentetikliğe kaçmadan rafine parfümler tasarlayabilen ender parfümörlerden olan Francois Demachy, Cuir Cannage ile deri ceket kokusunu şişelemiş. Çiçeklerle derinin sertliğini kırmış, zengin dokunuşlar eklemiş. Leather Oud’daki asi deri kullanımının aksine akıp giden, naif bir deri kullanmış usta parfümör.


Cuir Cannage, irisin harmana dâhil olmasının ardından büyük değişimler göstermiyor. Zaman zaman dumansı havaya bürünerek tatlı sert devam ediyor yolculuğuna. Parfümün fark edilirliği başlarda oda dolduracak kadar yüksekken ilk birkaç saatin sonunda oldukça düşüyor. Deri parfümü dendiği zaman gün boyu hissedilmesi gerektiğini düşünürüm. Dolayısıyla Cuir Cannage’ın biraz daha kuvvetli olmasını beklerdim… Atom bombası minvalinde parfümler tasarlayan Dior bu sefer elini biraz korkak alıştırmış.

Yazının başında bahsettiğim gibi Cuir Cannage, Knize - Ten’i bir hayli andırıyor. Dolayısıyla Cuir Cannage için rafine ve kolay kullanılabilir bir Knize - Ten yakıştırması yapmam yanlış olmayacaktır. Yine Knize - Ten’e oldukça benzeyen Serge Lutens - Cuir Mauresque de, Cuir Cannage’ı andıran bir başka parfüm. Benzer örneklerinin dışında Chanel - Cuir De Russie ve Robert Piguet Bandit gibi çiçeksi deri parfümü sevenler için de Dior’un son parfümü, deneme listesine üst sıradan giriş yapacak bir tasarım.

Cuir Cannage bana sevdiğim bir şarkının yeniden yorumlanması gibi geliyor. Hani orjinalinden bile iyi coverlar olur ya, öyle… Prodüktör koltuğundaki Francois Demachy, miksaj aşamasında harikalar yaratarak hem derinin karakterini korumuş hem de hayvansı hissiyatını tıraşlayarak genel beğeniye uygun hale getirmiş.


Boynuz kulağı geçer derler… Cuir Cannage, Knize - Ten'in yolundan giden, denediğim en güzel çiçeksi deri parfümlerinden biri. Fark edilirlik hadisesini görmezden gelirsem, Cuir Cannage'ı 2014 yılının en iyi tasarımları arasında görüyorum. Kimileri için eski bir dostu hatırlatacak, kimilerine de derinin tene giyilebilecek en güzel notalardan biri olduğunu gösterecek seçkin bir parfüm Cuir Cannage.

3 Aralık 2014 Çarşamba

O`Driu - Peety

Jean-Claude Ellena’nın parfüm dünyasının asi çocuğu (koca adam aslında) olduğunu düşünmüşümdür hep. Olivia Giacobetti, o naif transparan tarzıyla çekingen bir kadını, Olivier Durbano taşları konuşturan adamı, Maurice Roucel ise cesareti simgelemiştir gözümde. Paranormal yakıştırmalarıma bir yenisini eklersem Angelo Orazio Pregoni ise, başka dünyalarla iletişim halinde olan bir karanlık sanatlar ustası. Parfüm dünyasının Constantine’i...

O’Driu butik parfümler üreten İtalyan bir parfüm evi. 2011 yılında bazıları 12, bazıları 200 limitli el yapımı ve numaralandırılmış tasarımlarla niş dünyasına adım atan O’Driu’nun üçü seri üretim olmak üzere veri tabanlarında bile yer almayan otuzun üzerinde parfümü mevcut. Parfümlerin tamamını tasarlayan Angelo Orazio Pregoni, parfüm dünyasının bugüne kadar karşılaştığı en farklı tasarımcılardan biri. İmza olarak karanlık otları ve baharatları kullanan Angelo, 12. yüzyılda yaşaması gereken bir büyücü olacakken parfümör olmayı seçen bir kaçık!  

O’Driu'nun limitli üretim parfümlerinin hiçbirini üzerimde bir günden fazla taşıyamasam da seri üretim mantığıyla tasarladığı Eva Kant, Peety ve Pathetique’i oldukça özgün ve kullanılabilir buluyorum. Markanın parfümlerini sunumu ve pazarlama anlayışı da tasarımları kadar radikal.


Markanın neredeyse tüm parfümlerini denedikten sonra cüretkâr tarzına rağmen güvenli liman olarak gördüğüm Peety, isminin de etkisiyle ortamlarda en çok tartışılan O’Driu parfümü. Maskulen tarafa yakın gördüğüm, imza parfümü olabilecek bütün nitelikleri taşıyan şahane bir kompozisyon.

Puro tütünü öncülüğünde gül ve meşe yosunuyla başlıyor Angelo’nun cesur tasarımı. Eski kafa hissiyata sahip zengin ve etkileyici bir başlangıç. Saniyeler içinde kendini belli edip kaybolan bir de yasemin var ki, elde edilen iksire büyülü bir dokunuş eklemiş.


Modern puro tütünü ve eski kafa meşe yosunlu açılışın ardından tatlılığı veren katman devreye giriyor. Bir yandan tatlı biberler, bir yandan tonka fasülyesi, bir yandan tarçın bastırıyor… O’driu, kesinlikle tarçını en ilginç haliyle kullanan marka. Resmen çubuk tarçındaki odunsu hissiyatı alıp şişeliyor Angelo.

Clive Christian - X for Men yazımda bahsettiğime benzer şekilde, parfüm dünyasının her dönemine atıfta bulunan bir hikâye şeklinde gelişimine devam ediyor parfüm. Tarihsel parfüm yolculuğunun olmazsa olmazları sandal ağacı ve paçuli hissediliyor ortalara doğru. Paçuli, aynı baştaki yasemin gibi kendini gösterip kaçsa da sandal ağacı Peety’nin sonlarına kadar başrol oyuncusu olarak hikâyeye dâhil oluyor.

Peety için tam olarak belli bir tema parfümü diyemem. Kullandığım her gün farklı bir nota ön plana çıkıyor desem yeridir. Kimi zaman tarçın ve meşe yosunu desteğinde bir puro tütünü, kimi zaman da gül ve tonka fasulyesinin eşlik ettiği bir sandal ağacı parfümü Peety. Karanlık sanatlar ustası yakıştırması yaptığım Angelo Orazio Pregoni, tanımlanamayan bir parfüm tasarlamış. En cesur gözükenden daha cesur ama çok daha kolay kullanılabilir ve şık...


O’driu’nun neredeyse tüm limitli tasarımlarının gerçek hayatta kullanımı zorken, Peety, Eva Kant ve Pathetique’in yer aldığı standart serisinin kullanımı da bir o kadar kolay. Karmaşık yapısına rağmen akıp gidiyor Peety. Limitli seriyi deneyenlere ustasından bir şeyler öğrendiğini gösterirken nispeten daha kolay tasarımlardan hoşlanan parfüm severlere de yaşanması gereken bir deneyim sunuyor. Sonlarda derinlemesine puro tütünü, amber ve tarçın ile günümüz trendlerine uygun veda ediyor Peety.

Bir süre önce yorumladığım Bogue - Maai kafasında, tarif etmesi güç bir parfüm Peety. Eskiyle yeniyi buluşturan karanlık bir sıvı… Peety’yi, Maai’ye göre biraz tatlı, eski kafa hissiyatı nispeten daha az ve daha kolay kullanılabilir buluyorum. Parfümün tek bir kusuru varsa o da fark edilirliğini yeteri kadar yüksek bulmamam... Notalarına bakıldığında çok daha saldırgan duran Peety, maalesef ilk birkaç saatin sonunda tene oldukça yakın kalıyor. Kalıcılık yönünden gayet başarılı olup kendini gün boyu hissetse de etraftakilerin de uzun saatler bu farklı deneyimi hissetmeleri daha güzel olurdu.


Angelo Orazio Pregoni parfüm dünyasının en radikal tasarımcılarından biri. Limitli üretim parfümlerini kullanılabilirlik sınırları içinde düşünemesem de niş parfümlerle derinlemesine ilgilenen parfüm severlerin denemeden göç etmemesi gereken, başka bir dünya O’Driu. Peety ise Angelo’nun dünyanın dehşete düşmesini engellemek için karanlık güçlerinin sadece bir kısmını kullandığı başyapıtı…

1 Aralık 2014 Pazartesi

Maison Francis Kurkdjian - Masculin Pluriel

“Zamansız erkek parfümü nasıl olur?” Bana göre bu sorunun cevabı, parfüm kullanımının artış gösterdiği 70’li yılların sonlarından günümüze kadar olan süreçte, farklı dönemlerden alınan örneklerin analiz edilmesinde yatıyor. Yine de tutarlı bir cevaba ulaşmak için yaş gruplarına göre karşı cinsin tercihleri ve aynı parfümün kullanım süresi gibi değişkenlerin de araştırma tasarımına dâhil edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Kısacası soru ne kadar iddialıysa, cevap da bir o kadar karmaşık.

1995 çıkışlı Jean Paul Gaultier - Le Male ile lavantanın en farklı halinin kullanıldığı ve halen en çok satan erkek parfümlerinden birine imza atan Francis Kurkdjian, zamansız parfümler tasarlamak için yola çıktığı Pluriel serisi için eski dostunu yeniden başrol oyuncusu olarak kullanmış. Bu kez lavantanın daha klasik halini tercih ederek Masculin Pluriel’i tasarlamış ünlü parfümör.
Açılışı eski kafa lavanta ve odunsu notalarla yapıyor Masculin Pluriel. Lavantanın köşeleri yumuşatılmış ancak eski kafa hissiyatı korunmuş bir kullanımı söz konusu. (Artık) Etkileyici olduğunu söyleyemesem de alıp geçmişe götürdüğü bir gerçek.

Masculin Pluriel, Lumière Noire yazımda da bahsettiğim Francis Kurkdjian’ın cilalı tarzında ilerliyor. Usta parfümörün modern dokunuşları pek hissedilmese de genel havaya kattığı naiflik çok belli. Ortalara doğru harmana katılan deri bile sadece destekleyici konumda, belli belirsiz hissediliyor.

Masculin Pluriel zaman içinde büyük değişimler göstermiyor. Lavantanın öncülüğünde odunsu notalar, vetiver ve deri zaman zaman yardımcı oyuncu rolünü üstleniyor. Zamansız olacak diye 30 yıl öncesinin modasını yeniden yorumlamış Francis. Yapmaya çalıştığı olmasa da gözümde canlanan tablo şöyle…


Modern fujerin (lavanta ve meşe yosununun karakteristik olarak kullanıldığı koku sınıfı)  Parfums MDCI - Invasion Barbare, Penhaligon`s - Sartorial, Histoires de Parfums - 1725 ya da Houbigant - Fougère Royale gibi şahane örnekleri varken Masculin Pluriel, kalite olarak üst düzey olsa da yaratıcılık açısından sönük kalan bir girişim. Doğrusunu söylemek gerekirse Francis Kurkdjian gibi yetenekli bir parfümörden D.S.& Durga - Burning Barbershop tarzında fujer anlayışını kökünden değiştiren bir tasarım beklerdim. Bu haliyle Masculin Pluriel, modifiyeli bir Drakkar Noir.

Masculin Pluriel’in tek zamansız tarafı kalıcılık ve fark edilirlik değerleri. Powerhouse olarak tabir edilen 70’lerin ve 80’lerin erkek parfümlerinin ayarsız ve boğucu fark edilirlik değerlerini kendi standartlarına çekip oldukça naif bir fujere imza atmış Francis. Her türlü ortama uyum sağlayan, ne bağıran ne de fazla çekingen kalan bir parfüm Masculin Pluriel.


Francis Kurkdjian, yeni erkek parfümünde eski kafa fujerleri yeniden yorumlamış. Zamansız parfümlere imza atmak isteyen ünlü parfümörün Féminin Pluriel’de başarılı olmasını sağlayan düşünce, her yaştan kadının hala çiçek kokularına taptığıyken, Masculin Pluriel’i tasarlarken atladığı nokta ise, neredeyse hiçbir genç erkeğin artık lavantalı tıraş kolonyası kokmak istememesi…
© Gurme Kokular - Niş Parfüm Yorumları / Röportajlar / İzlenimler
Maira Gall